AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ~Aimèe Dèmon Black~

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aimèe Dèmon Black
Muggle* Lütfen bir mesleğe ya da seçmen şapkaya başvuru yapın.
avatar

Mesaj Sayısı : 1057
Meslek : Hogwarts Baş Şifacısı
Gerçek İsim : Merve
Patronus : Pegasus
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 20
Asası : Güllerin Şifası :Çam ağacından yapılma.Özünde Bitki Karışımı vardır.22 cm.Oldukça Esnektir.Savunma Büyülerinde Başarılıdır.En iyi büyüsü:Perception
Özel Yetenek : METAMORPHMAGUS & VEELA
Evcil Hayvan : Yılan(La Vie)
Kayıt tarihi : 02/07/09


MesajKonu: ~Aimèe Dèmon Black~   Cuma Ağus. 28, 2009 12:35 am

~Yalnızlık. Tek hissettiğim şey yalnızlıktı. Julian'ın yokluğu sürekli ağlamama sebep oluyordu. Uyku düzenim bozulmuştu. İştahım kesilmişti. Bazı dostlarım benim bir şifacıya görünmem gerektiğini söylediğinde itiraz edemedim. En kısa zamanda gideceğime söz verdim. Julian'ın yokluğu bende birçok şeyin değişmesine sebep olmuştu. Artık yaşayan bir ölü gibiydim. Nefes alıp vermesem öldüğümü düşünebilirlerdi. Onun yokluğu bütün hayatımı değiştirmişti. Mide bulantısı ile yine odamdan koşarak çıkarken artık bir şifacıya görünmem gerektiğini anladım. Ertesi gün şifacının odasında stresle beklerken zamanın bir türlü geçmediğini farkettim. Bütün muayenelerim yapılmıştı. Ve test sonuçlarını bekliyordum. Kafamdan ölebileceğime dair milyonlarca düşünce geçiyordu. Belki de tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanmıştım. Başıma bir ağrı girdi. Julian'ı bir kez daha görmeden ölmek istemiyordum. Şifacı içeriye girdiğinde söyleyeceği şey için hazır olmadığıı farkettim. Ama yine de konuşmasına izin verdim.
"Bayan Brown, değerleriniz gayet iyi. Sadece biraz fazla yorgunsunuz. Ve size çok güzel bir haberim var. Hamilesiniz."Beynim dondu. Ne yapmam gerektiğini bilemedim. Ben...hamileydim. Ellerimin titrediğini farkettim."Bir hata olmadığından emin misiniz? Ben hamile olamam."
Dedim zoraki bir nefesle. Bana kendini bilmiş bir tavırla;"Tabiki de hata yok bayan. Bütün test sonuçlarını dikkatlice gözden geçirdim. Hamilesiniz."Dedi suratındaki o aptal gülümsemeyle. Daha doğrusu resmen sırıtıyordu. Suratının ortasına bir yumruk geçirmemek için kendimi zor tuttum. "Julian..."
Diye fısıldayabildim sadece.
Hastahaneden çıkarken aklım çok karışıktı. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yağmur çiselemeye başladı. Bir bank gördüm ve dayanamayacağımı anlayıp oraya oturdum
. "Ben şimdi ne yapıcam."Diye sesli sesli düşünmeye başladım. Yağmur yavaş yavaş şiddetleniyordu. İnsanlar içerilere koşturuyorlardı. Ama ben yerimde durmaya devam ettim. Yağmuru seviyordum. Sonra annemin doğumumu anlatmasını hatırladım.Soğuk ve karlı bir kış akşamı açmışım gözlerimi dünyaya. İlk annemi görmüşüm. Onun simsiyah saçlarının terli alnına yapışmış ve sevimli bir yüz ifadesi ile mutlulukla bana bakıyormuş. Babam annemin doğumunda yanında olamamış. Zaten bu yüzden annem yıllarca bunun dırdırını yaptı. O sırada üç süpürge de arkadaşları-özellikle kadınlar-ile eğlenmekteymiş. Tabi bundan çok sonra haberimiz oldu. Çocukluğum çok zor geçmiş. O zamanlardan tek hatırladığım babamın doğum günlerimde hep iş seyehatinde olup doğum günü hediyesi olarakta sadece 20 Galleon yolladığı. Ve annemin ise doğum günümde beni arkadaşlarıma yollayıp eve adam aldığıydı. Aslında babam ve annem iyi anlaşırlardı. Sadece babamın anneme para vermesi ve annemin de babamı tatmin etmesi gerekiyordu. Aslında ben onların hayatına seyirci olan biriydim. Ailede pek önem verilen biri değildim. Yakın akrabalarımız bile şükran günlerinde tatile Karayiplere ya da Maldivlere gider sadece anne ve babam için bilet alırlardı. Babamın da zaten işleri olurdu. Bu yüzden annem genç sevgilisi ile gider beni de büyük anneme bırakırdı.Büyük annemle kaldığım zamanlarda ondan piano dersleri almaya başladım. Sanırım 6-7 yaşlarındaydım. Bana küçük mozart diyorlardı. 4-5 sene okul müzikallerinde ve bazı konserlerde parçalar çaldım. Hatta besteler yaptım. Ta ki o kaza olana kadar. Kasvetli bir sonbahar gecesiydi. Hava yağmurluydu. Şimşekler çakıyordu. Aslında pek iyi hatırlayamıyorum. Sadece büyükannemi ziyarete gittiğimiz bir geceydi. Ve ben büyükannemin piyanosunun üstünde notalarımı unuttuğumu hatırladığım için arabadan inmiştim. Büyük annem kapıyı kocaman bir gülümsemeyle açmıştı. Ancak sonradan sanki biri çığlık atmış gibiydi. Ve çarpışma sesi...
Arkamı döndüğümde de karşılaştığım manzara karşısındaki tepkim bayılmak olmuştu. Çünkü ezilmiş ve aslında rengi beyaz olup kırmızıya bulanan bir mustang. Ancak en ilginci ise babamın o uğruna doğum günlerimi ,tatillerimizi ve resitallerimi kaçırdığı o sevgililerinden biri arabasıyla-daha doğrusu tırı ile-onları ezmişti. Sonrasında gözlerimi beyaz bir odada açtığımı hatırlıyorum. Yanımda büyükannem ağlamaktan perişan olmuş.Bana ikisinin de öldüğünü söylediğinde ki tepkim oldukça ilginçti. Sadece sustum. Ne ağlayıp isyan ettim ne de mutlu oldum. Sustum...
Göz yaşlarımı farkettiğimde halen bankta ,bu yağmurun altında oturuyordum. Derin bir nefes aldım ve eve gitmeye karar verdim.Evde ıslak kıyafetlerimi çıkarıp daha kuru birşeyler giydim. Islak saçlarımı bir havluya sarıp odamda bulunan büyük masaya geçtim. Önümde bir parşomen kağıdı ve bir tüy kalem vardı. Elim titreyerek kalemi aldım. Ve aklıma gelenleri yazmaya başladım;


Sevgili Julian.
Sensizliğin acısına dayanamazken hayata tutunmamı sağlayacak bir haber aldım. Belki de ölmemi sağlayacak bir haber. Julian...Ben hamileyim...
Ve seninle en kısa zamanda görüşmem gerek. Lütfen mektubuma cevap yaz. Seni seviyorum...

Melanie...



Ahh hayır. Ona hamile olduğumu yüz yüzeyken söylemem gerekiyordu. Bu yüzden mektubu buruşturup yeni parşomene geçtim. Ellerim halen titriyordu. Ne söylemeliydim ki? Göz yaşlarımın sıcaklığını yanaklarımda hissetmeye başladığımda ne yazmam gerektiğini buldum.

Julian...Seninle konuşmalıyım. Çok önemli bir konu. Umarım beni ciddiye alıp bu ayın 28'inde saat sabah 10'da Domuz Kafası'nda olursun. Lütfen gel.
Melanie...





Birkaç gözyaşım damlamıştı parşomene. Umursamayıp hemen Julian'a gönderdim. Gözyaşlarımı elimin tersi ile sildim ve aynanın karşısına geçtim. Tişörtümü göğsümün altına kadar sıyırıp karnıma baktım. Hamileydim. İçimde biri vardı. Ve o kişi bana aitti. Benim kanımdandı. Çok garip hissetmeye başladım. Daha tohum tanesi kadar olan birini kaybetmekten korktuğumu farkettim. Karnımı yavaşça okşayarak; "Seni seviyorum bebeğim. Umarım baban da sever." dedim. Hamile olmanın verdiği korkunun yanında Julian'ın bebeği istemeyeceği korkusu sarmıştı bedenimi. Eğer istemezse ben ne yapardım? Korkuyla o günün gelmesini bekledim. Ve Julian'ı rüyamda görmeyi umarak uyudum.
İşte günü gelmişti. Korkudan titriyordum. Julian'ın çocuğunu kabul etmemesinden korkuyordum. Hatta daha kötüsü çocuğu aldırmam gerektiğini söyleyebilirdi. Ama daha doğmamış bebeğim ile aramda çok büyük bir bağ oluşmuştu. Bu yüzden ondan vazgeçemezdim. Giyinip domuz kafasına doğru ilerlemeye başladım. Uzun bir süre sonra geliştim. Tabela karşımdaydı. Ve kalbimin sıkıştığını hissettim. Korkum buraya gelince daha da büyümüştü. Ellerim titreyerek kapısını açtım. İçeride olabilir belki diye yüz ifademi normal tutmaya çalıştım. Etrafa göz gezdirdiğimde onu gördüm. Kalbimin hızlandığnı hissettim. Evet tam karşımdaydı. Ve kahretsin ki az sonra olacaklar beni çok korkutuyordu. Zoraki bir tebessümle yanına gittim. Ahh kahretsin onu o kadar çok özlemiştim ki boynuna sarılmamak için kendimi zor tuttum.
"Gelmişsin." dedim aptal bir ifade ile. "Oturalım mı?" cevabını beklemeden hemen oturdum. Göz yaşlarımın gözümde biriktiğinin farkıdaydım. Ama kendimi zorlayarak ağlamayacağımı tembihledim kendime. Direk konuya girmeli miydim? Yoksa biraz konuştuktan sonra mı söylemeliydim? Aklım çok karışıktı. Onun o herkesi büyüleyen gözlerine bakarken düşünmek hiçte kolay olmuyordu. "Nasılsın?" dedim sesimin titremesine engel olamadan. Onu çok özlemiştim.İsyan etmek istiyordum. Ama sakin olmam gerektiğini kendime hatırlatıp derin bir nefes aldım. Tam cevap verecekken başıma korkunç bir ağrı saplandı.
"Biip...biip...biip..."
Başım çok kötü ağrıyordu ve bu garip sesi duymaya başlamıştım. Sonra Julian'ın benden uzaklaştığını görünce dayanamayıp "Hayır!" diye bağırdım. Ve birden uyandım. Etrafıma korkuyla baktım. Odamdaydım. Evet bu sadece bir rüyaydı. Terlemiş olan alnıma yapışmış saçlarımı çekip az önce bipleye saate baktım. 05:00 görünüyordu. Derin bir nefes aldım. Bütün bunlar sadece bir rüyaydı.Hamile değildim. Sonra saatin altındaki tarihe gözüm kaydı. Dikkatlice baktığımda kanımın çekildiğini hissettim. 28 Mart . Julian ile buluşacağım gün...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aimèe Dèmon Black
Muggle* Lütfen bir mesleğe ya da seçmen şapkaya başvuru yapın.
avatar

Mesaj Sayısı : 1057
Meslek : Hogwarts Baş Şifacısı
Gerçek İsim : Merve
Patronus : Pegasus
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 20
Asası : Güllerin Şifası :Çam ağacından yapılma.Özünde Bitki Karışımı vardır.22 cm.Oldukça Esnektir.Savunma Büyülerinde Başarılıdır.En iyi büyüsü:Perception
Özel Yetenek : METAMORPHMAGUS & VEELA
Evcil Hayvan : Yılan(La Vie)
Kayıt tarihi : 02/07/09


MesajKonu: Geri: ~Aimèe Dèmon Black~   Salı Eyl. 08, 2009 7:41 pm

:( ben neden unutuldum :( :(
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fiore Ann Muschi
Ravenclaw V.Sınıf
Ravenclaw V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 1080
Nerden : İstanbul
Meslek : Öğrenci
Gerçek İsim : Melo ^^
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 17
Asası : Saf Gerçek
Evcil Hayvan : Yok
Kayıt tarihi : 20/08/09


MesajKonu: Geri: ~Aimèe Dèmon Black~   Paz Eyl. 13, 2009 1:30 pm

Betimleme:30
Çevre betimlemesi yeterliydi ve duygularını çok güzel ifade etmişsin.

Uzunluk:15
Yeterliydi.

Renk Düzeni:15
Renkler uyumluydu.

İmla Düzeni:10
Birçok yerde yazım hatası vardı.

Yazım:20
Hoştu. Hiç sıkılmadım. Yalnız her şey rüya olunca bozuldum diyebilirim. Neticede hoş bir kurguydu.

Toplam:90
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
~Aimèe Dèmon Black~
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Seçmen Şapka ve Puanlanan Rpler-
Buraya geçin: