AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Erestor /*---*/

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Erestor Grimgàr
Muggle* Lütfen bir mesleğe ya da seçmen şapkaya başvuru yapın.


Mesaj Sayısı : 1
Tarafı : Karanlık*
Kan Durumu : Safkan*
Rp yaşı : 22*
Evcil Hayvan : Yok*
Kayıt tarihi : 08/09/09


MesajKonu: Erestor /*---*/   Salı Eyl. 08, 2009 2:50 pm

Skargonak
bir kayanın üzerine oturmuş, yıldızlara bakıyordu. Sakin ve sessiz bir
geceydi. Kayanın soğukluğu Skargonak'ın bedenine yayılmış, onu hafifçe
titretiyordu kalın derisine rağmen. Gözlerinde yıldızların yansıması
görülebiliyordu. Kayanın altında yanan ateş ve çevresindeki şekiller
hareketsizdi. Skargonak'ın onlara aldırdığı yoktu elbette ama yine de
tedirgin olmadan duramıyordu. Efendisi onu görse iyice bir pataklar,
sonra da işe koşardı. Ama Skargonak gecenin çekiciliğine dayanamamıştı.
Ne kadar güçlü olsa da, zayıftı. Manevi açıdan kendini hiç bu kadar
zayıf hissetmemişti Skargonak. Derisi yokmuş gibi hissediyordu. Her söz
ona batıyor ve canını acıtıyordu sanki. Farklıydı. Ve bu nedense hiç
hoşuna gitmiyordu.

Skargonak bir
orktu. Yeşil derisi, üzerine yapışmış pisliğin altından zar zor
seçilebiliyordu. Her yönüyle farklı değildi diğer orklardan. Fiziksel
olarak aynı görünüyor, ama ruhsal olarak çok farklı hissediliyordu. Eni
geniş, kalın kılıçlar kullanan kaslı orklardan biriydi. 98 yaşındaydı
ve yüzünde bir yaşlılık belirtisi bile yoktu. Yıllar onu
yıpratamamıştı. Çok savaşlar görmüş, çok ırklar tanımıştı. Efsanevi
entleri bile görmüştü. Oradan canlı çıkan tek tük kişilerden biriydi.
Ve evet, Tek Yüzük'ü bile görmüştü diğer orkların aksine! Ama bulunduğu
bölükte bunu bilen yoktu. Onu zavallı savaşçı bir ork zannediyorlardı.
Skargonak'ın da işine geliyordu tabii bu. Hiçbir zaman iktidarda olmayı
istememişti.

Skargonak ofladı ve
kayaya boylu boyunca uzanıp yıldızları izlemeye devam etti. Orkların
çoğunun güzellikten anlamadığını düşünüyordu. Orta-Dünya'da yaşanan
yıkımdan kurtulan çok az orktan biriydi. Daha sonra diğerleri üremeye
devam etmişler ve ırklarının eski gücünün bir kısmını yeniden
kazanmışlardı. Yağmacılık yaparak sürdürüyordu bu grupların çoğu
hayatlarını. Skargonak da bu gruplardan birinin arasındaydı. Bir insan
hanını yağmalamaya gidiyorlardı. Sadece macera aradığı için bu gruba
katılmıştı. Belki başka sebepleri de vardı ama bunu kendisi de
bilmiyordu.

O sırada aşağıdan yükselen bir ses Skargonak'ın yüzünü buruşturmasına sebep oldu. '' Hey! Skargonak köpeği! Orada ne yaptığını sanıyorsun? Çabuk aşağı in salak ork! '' Skargonak
doğruldu ve aşağıya baktı. Grubu yöneten kişinin sert bakışlarıyla
karşılaşınca sinirlenmekten kendini alamadı. Bu bücür ork kim oluyordu
da kendisine emir veriyordu?! Yıllarca savaşmış, saygın bir orka nasıl
böyle bir saygısızlık yapılabilirdi? Skargonak ağzını açtı ve bir küfür
savuracakken ne yaptığının farkına vararak bundan vazgeçti ve ağzını
kapattı. İtaatkâr bir biçimde kayadan aşağıya atlarken şef ork hiddetle
karışık bir merakla ona bakıyordu. Skargonak bir sonraki sözlerin ne
olacağını bildiğinden cevabını düşünmeye başladı hemen. Ayaklarını
toprağa sıkıca bastı ve şefinin kanlı gözlerine baktı.

'' Ne yapıyordun orada pislik köpek? Lanet olasıca hayatın için konuş!'' Skargonak
dudak bükmek, dalga geçmek ya da gülümsememek için kendini zor tuttu.
Karşısındaki ork onun yanında bir hiçti. Yine de Skargonak istifini hiç
bozmadan sert bir sesle konuştu. Sesine sahte bir korku da
yerleştirmiş, iyice inandırıcı bir havaya bürünmüştü.
'' Özürdilerim Şef! İçimde uyanan kuşkunun pençesine düştüm ve etrafı gözetlemek için yukarı çıktım.'' Şef
ork bir süre şüpheli şüpheli Skargonak'ın gözlerine baktı. Neyse ki
ikna olmuş görünüyordu. Boğazından bir hırıltı yükseldi. Ardından
tekrar konuştu.
'' Pekâlâ, Skargonak.
Sana güveniyorum. Ama bir daha benden habersiz bir iş çevirirsen
hayalarını kopartıp kafana dikerim. Anladın mı?''
Skargonak
yine gülümsememek için kendini zor tutarken başını salladı ve
anladığını belirtti. Şef yeniden yatarken O da yatağına doğru gitti ve
uzanıp tek gözü açık bir şekilde uykuya daldı.
------------------------------------------------------------------------------------
Sabahın
ilk ışıklarıyla birlikte lanetli ork gurubu kalktı. Şef herkese
hazırlanmalarına dair emir verdi. Şefin amacı, bulundukları gün
içersinde hana varmaktı ve bu amacı doğrultusunda çalışmalarını son
hızla devam ettiriyordu. Skargonak ve diğerleri toparlanırken şef
düşünceli bir biçimde gidecekleri yolu tarıyordu bakışlarıyla. Güneşin
altında yolculuk etmek orklar için çok zordu elbette ama olduğunca
gölgelerden gitmeye çalışacaklardı. Gidecekleri yol boyunca ağaçlar
vardı ve gölgeden ilerlemeleri çok zor olmayacak gibiydi. En azından
şef böyle düşünüyordu. Diğerlerinin bazı şüpheleri vardı ama bunu dile
getirmeye korkuyorlardı.

Skargonak çantasının kayışını kolundan
geçirirken diğer orkları inceledi. Hepsi hazırdı. Şefin emri gelene
kadar yerlerinden kımıldamayacaklardı elbette ama şef düşüncelere
dalmış gibi görünüyordu. Skargonak sessizce durmaya devam etti. Güneş
yavaş yavaş alana vurmaya başlıyor, orklar rahatsız oluyorlardı.
Beklemekten sıkılmışlar, tadacakları kanın hayaliyle yanıp
tutuşuyorlardı. Şef hâlâ düşünceli bir biçimde yolun önünde durmuş ve
silahının sapını okşuyordu. Skargonak sabırsızca ayağını yere vurmaya
başladı. Yaklaşık on dakika kadar sonra şef arkasını döndü ve kafasıyla
yolu işaret edip yola girdi. Diğer orklar onun arkasından ilerlemeye
başladılar elbette. Skargonak bilerek en arkada kalmıştı. Grubu ne
kadar sevmese de arkadan gelecek bir tehdide karşı açık olmalarını
istemiyordu. Pekâlâ o bu işi halledebilirdi. Şefin en az sayıdan adam
feda etmekten anladığı şey hiç korumasız ilerlemekti herhâlde.

Bir
süre sonra ağaçlar uzadı ve gölgeleri her yeri kaplamaya başladı.
Orklar biraz daha rahatlamışlardı. Grup hızını yavaş yavaş arttırırken
sessizlik her yeri sarmıştı. Kimsenin de bu sessizliği bozmak istediği
yoktu. Hızlı bir biçimde hana doğru yaklaşıyorlardı. Hana yaklaştıkça
orkların içinde büyüyen heyecan hissedilebilir hâle geldi. Ormanda
hiçbir tehditle karşılaşmamışlar, hızlarını kesmelerini gerektirecek
bir durumla karşı karşıya kalmamışlardı. Skargonak hâlâ grubun
arkasındaydı. Han yavaş yavaş gözleri önünde büyüyordu. Heyecan hat
safhada artmıştı. Orklar artık koşmaya başlamışlardı. Hiçbiri
saklanmayı düşünmemişti. Açıklığa çıkıp hana yaklaşırlarken Skargonak
durdu ve etrafına bakındı.

Güneş hana vuruyor, hanın
pencerelerinden gözlere yansıyordu. Saman ve kiremit karışımı bir
çatısı vardı. Duvarların rengi sarıydı ve han ıssız görünüyordu.
Etrafta ne bir at arabası vardı. Han ıssız görünüyordu. Ağaçların
yaprakları arasından geçip giden rüzgârın uğultusu kulakları
dolduruyor, ferahlık hissi veriyordu. Skargonak biraz şüphelenmişti ama
içeri giren orkların uğultusunun ve bağırışlarının kesilmediğini
farkedince omuz silkti ve O da koşarak içeri girdi hızla. İçerisi hemen
dağılmıştı. Sandalyeler, masalar ve daha birçok nesne yerlere
dağılmıştı. Orklar bağırışıyor ve içecekleri, yiyecekleri
yağmalıyorlardı. Bir tanesi para bulmuştu. Şimdilik kimse görünmüyordu.
Şef memnun bir ifadeyle olan biteni izliyor, çarpık ağzıyla
gülümsüyordu.

Tezgâhın arkasından çıkan bir ork gördü Skargonak.
Omuzlarında genç bir insan kız taşıyordu. Gözlerine garip bir parlaklık
yerleşmişti orkun. Kız çırpınıyor, çığlık atıyor ve kurtulmaya
çalışıyordu ama ork hiç etkilenmiyor, onu yukarı götürmek için
merdivenlere yöneliyordu. Skargonak içinden yükselen hiddetin büyüklüğü
karşısında şaşkına döndü ama bu onu durdurmamıştı. Son hızla orka
yöneldi ve onu yakasından tutup duvara yapıştırdı. Diğer orkların ve
şefin bakışlarını ensesinde hissetti. Karşısındaki ork yalvaran ve
şaşkın bir biçimde ona bakıyordu. Skargonak aklına gelen ilk şeyi
söyledi.
'' O BENİM! '' Ork korkuyla başını salladı. Kızı ona verdi ve oradan heen uzaklaştı. Diğerleri işlerine dönmüşlerdi yine. Skargonak şefe döndü omuzunda
kızla. Kız hâlâ çırpınıyordu. Şef onaylayan bir biçimde bakınca
Skargonak son hızla yukarı katlara yöneldi. Bir odaya girdi ve
arkasından kapıyı sertçe kapattı. Kız bağırmaya devam ediyordu
şiddetle. Skargonak üzgün bir biçimde kızı kibarca yere bıraktı ve
kızın odanın diğer köşesine koşmasını ve yere büzülmesini seyretti.
Ortak Dil'i biliyordu. Kızı rahatlatmak için biraz uzağa gitti.

'' Buradan ayrılma. Buraya girmeye cesaret edemezler. Kız şaşkın görünüyordu. Neler olduğunu anlamamış gibiydi.

'' Merak etme. Sana bir şey yapmayacağım.''

* Bu RP'yi kesinlikle ben yazdım. Şimdi size bu RP'leri attığım yerlerin linklerini atmak istemiyorum bir çeşit reklam olacak diye. İsterseniz PM atarım size... ^^

Sevgiler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Janice Audorphe L'Amour
Hogwarts Okul Müdürü | Boş Ders Profesörü
Hogwarts Okul Müdürü | Boş Ders Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 1585
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 24 civarları
Özel Yetenek : Zihnefendar & Görücü
Evcil Hayvan : Yok
Kayıt tarihi : 06/08/09


MesajKonu: Geri: Erestor /*---*/   Perş. Eyl. 10, 2009 3:47 pm

Rp'nin size ait olduğunu kanıtlayınız. (Pm ile)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Erestor /*---*/
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Seçmen Şapka ve Puanlanan Rpler-
Buraya geçin: