AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Parıltılı bir gün

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Fiore Ann Muschi
Ravenclaw V.Sınıf
Ravenclaw V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 1080
Nerden : İstanbul
Meslek : Öğrenci
Gerçek İsim : Melo ^^
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 17
Asası : Saf Gerçek
Evcil Hayvan : Yok
Kayıt tarihi : 20/08/09


MesajKonu: Parıltılı bir gün   Perş. Eyl. 17, 2009 9:50 pm

İlk gün. Hogwarts için hava yeterince güzel. Fiore içinse en harika gün. Sessizlik ve yalnızlığın hâkim olduğu güzel, neşesiz bir gün. Onu aşağılayan 2. Sınıf öğrencilerini saymasak Fiore ile kimse konuşmadı. Ve onu umursamayan, yeterince başı belada olan annesi yok. Evet, insanlara berbat gelebilir fakat Fiore için en rahat ve özgür bir gün.

Ensesini gıdıklayan rüzgâr, sanki Fiore’yi uyandırmak ister gibi son derece rahatsız eder bir biçimde yatak çarşafını hışırdatıyor ve ortaya çıkardığı ses ile gurur duyuyordu. Fiore sinirle yataktan kalktığında camdan içeri süzülen temiz hava kokusunu içine çektiği zaman rüzgâra küfür etmek yerine küçük bir teşekkür etmesi gerektiğini anlamıştı. Hogwarts’ta ilk gündü ve bu ilk günün her Hogwarts gününden daha mükemmel geçmesi gerekiyordu. Ne yani? Dırdırcı böyle yazmıştı. Bir sayısında Hogwarts’ta geçirilen ilk gün diğer tüm günlere bedeldir yazıyordu. Bu kimin umurundaydı? Tabi ki Fiore’nin. Üvey ablası Stevie Rae bir zamanlar basınla ilgileniyordu ve Fiore bu eğlenceli yazıları zevkle okuyordu. Bu bir tür inanç meselesiydi. Yani hayatta inanç olmasa ne için yaşanırdı ki? Fiore pembe ve tüylü terliklerini ayağına geçirdikten sonra yavaş adımlarla büyük pencereye uzandı. Yorucu bir geceden sonra akşama kadar kuş tüyü yataklarda kış uykusuna yatmış gibi uyumak istiyordu fakat bu temiz hava huzurlu ve aynı zamanda enerji doluydu. Fiore kendi kendine kıkırdayarak yataklarında hala uyuyan kızlara baktı ve küçümser bir bakış atarak üzerine bir şeyler geçirdi. İlk gün ders yapılmayacağı için forma giymesine gerek yoktu. Veya o öyle düşünüyordu. Eğer böyle bir zorunluluk varsa profesörlerden azar işitecekti. Ama forma giyerse ve okulda serbest kıyafet zorunlu değilse tüm öğrenciler ona ucube gözüyle bakacaktı. Fiore insanları önemseyen biri değildi fakat yine de öğrenci kısmını daha çok önemsiyordu. Sonuçta 7 sene onlarla okuyacaktı. Kararlı bakışlarla aynaya baktıktan sonra elindeki gümüş fırçayı saçlarında dolandırdıktan sonra hazır olduğunu hissedip koyu mavi renkler ile süslenmiş yatakhaneden çıktı. Evet, Fiore bir Ravenclaw’dı. Bu kötü değildi. Fakat başka bir binada olmak daha çok isterdi. Mesela Gryffindor. Asla onlar gibi cesaretli olamazlardı. Veya Slytherin. Onlar gibi kendine güvenemezdi. Ah Hufflepuff. Ve onlar gibi… Sıradan olamazdı. Başını bu karışık düşüncelerden sallamak istercesine silkeledi ve merdivenlerden koşmaya başladı. Genelde koşmamalıydı. Çünkü koştuğu zaman hep düşerdi. Ama bu sefer adrenalin vücudunda dalgalanırken koşmama olasılığı yavan geliyordu. Şansa bak ki düşmemişti. Gülümseyerek bahçeye çıktı. Hava biraz soğuktu ve güneş tam tepesinde sanki süs gibi duruyordu. Yani görevini yerine getirmiyor gibiydi. Fiore derin bir nefes aldıktan sonra yeşil çimlerin üzerine oturdu. Bağdaş kurdu. Ve ellerini belinin arkasına yaslayarak bir melodi mırıldanmaya başladı. Stevie Rae okuldaydı. Son görüştüklerinde Fiore 10 yaşındaydı. Stevie Rae üvey kardeş olduğunu öğrenince kendisine yedirememiş ve kaçmıştı. Ve annesi Diana da buna kızıp onları görüştürmemişti. Fakat şimdi görüşmemeleri imkânsızdı. Dudaklarını bükerek karşılaşacakları anı düşünmeye odaklandı. Fakat içi kıpırdıyordu. Ya ablası ona kötü davranırsa? Midesine huzursuz bir kramp girmişti. Hızla yerinden kalktı ve etrafına baktı. Kimse yoktu. Rahatlıkla çimlerin üzerine geri oturdu. Fakat içi huzursuzdu. İşte! Onu birinin izlediğini biliyordu! Bir hışırtı duymuştu. Sesi titreyerek, “Kim var orda?” diyebildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carolyn Virginia D'Angelo
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 61
Tarafı : Karanlığa yatkın
Kan Durumu : Melez
Rp yaşı : 20
Evcil Hayvan : -
Kayıt tarihi : 19/07/09


MesajKonu: Geri: Parıltılı bir gün   Ptsi Eyl. 21, 2009 9:58 am

İşte ilk gün. Belki de her şeyin başlangıcı. Her şey mi onu bilemezdi; ama müdür yardımcılığının ve profesörlüğünün başladığı ilk gün olduğuna şüphe yoktu. Bu iyi bir şey miydi? Şöyle böyle. Artı yönleri kadar eksi yönü de vardı. Tartıya koysa hangisi ağır basar bilmiyordu bile. Örneklemek gerekirse, artı yön olarak, öğrenciler ve öğretmenler arasında otorite sahibiydi. Eksi yön olaraksa, belki de kaldıramayacağı kadar sorumluluk ve yük sahibiydi. Kahretsin! Hiç bulaşmasa mıydı Hogwarts'a? Ya başaramazsa? Hayatında gerçekten önemsediği yer burasıydı ve buradakilerin güvenini sarsmak istemiyordu -neredeyse istemiyordu yani. Şimdi böyle düşününce, omzundaki yükü daha fazla hissetmeye başlamıştı.Tanrım, hava bir anda ısınmış mıydı ne? Oturduğu yerden kalktı ve odanın öbür tarafına, bahçeye bakan kocaman bir camı olan tarafına gitti. Camı sonuna kadar açarak kafasını dışarı uzattı. Yüzüne vuran serin rüzgar biraz da olsa rahatlatmıştı onu. Tam o sırada O'nu görmemiş olsa belki de huzura kavuşacaktı. Gördüğü an olduğu yerde kaldı. Sorumluluk, okul... Hepsini unutuvermişti. Kendisi bile nasıl olduğunun farkına varmadan bir yahut iki dakika sonra kendisini, bahçede, onun çok çok yakınında bir ağaçın arkasında saklanırken bulmuştu.

Kaçmak ve saklanmak mı? Stevie Rae'nin kişiliğine kesinlikle uymayan şeylerdi. Kafası ordan çıkmayı, yüzleşmeyi söylerken ayakları bunun tam tersini yapıyorlardı. Kilitlenmiş gibi, sabit duruyordu o ağacın arkasında. Arada bir ayaklarına itaat etmeye zorlarken çıkardığı istemsiz hışırtılar dışında ortalığa sessizlik hakimdi. Ve bir ses... O'nun sesi bir anda Stevie Rae'nin ayaklarının çözülmesini sağlamıştı. Yutkundu ve gerçekten ağır bir şekilde ağaçların arkasından çıktı. İlk çıkarken bir kez yüzüne baktı, ardından gözlerini çimlere çevirdi. Yüzündeki ifadeyi görmek istemiyordu. Korkma? Dehşet? Şaşkınlık? Suçlama? Hepsi olabilirdi. Ve bunları Stevie Rae kesinlikle kaldıramazdı. Yutkundu. "Fiore?" Sesi fazlasıyla suçlu çıkmıştı. Fazla dramatize etmişti belki; ama beyni bütün otoritesini kaybetmiş gibiydi. Vücudunu yönetemiyordu. Kafasını kaldırmak için ne kadar uğraştıysa fayda etmedi. Tek yapabildiği Fiore'ya doğru bir adım daha atabilmek oldu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fiore Ann Muschi
Ravenclaw V.Sınıf
Ravenclaw V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 1080
Nerden : İstanbul
Meslek : Öğrenci
Gerçek İsim : Melo ^^
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 17
Asası : Saf Gerçek
Evcil Hayvan : Yok
Kayıt tarihi : 20/08/09


MesajKonu: Geri: Parıltılı bir gün   Salı Eyl. 22, 2009 10:00 am

Biliyordu. Ama gözlerine inanamıyordu. Sanki ilk karşılaşma gbiydi. Ama diğer sıradan profesörlerden çok daha güçlüydü. Sesini duyduğu anda vücudu istemsiz olarak bir adım geriledi. Değişmemişti. Hem de hiç. Sadece çok daha olgun ve güçlü görünüyordu. Omuzlarında taşıdığı yük onu güçlendirmişti. Peki Fiore şimdi ne diyecekti? Abla mı? Bu sözcükleri sadece içinden söyleyebiliyordu. Kelimelerin, dışından çok daha sessiz ve acı dolu çıkacağını biliyordu. Abla diyemezdi. Stevie Rae? Bu da olamazdı. Gözleriyle onun gözlerine bakmak istiyordu ama her seferinde onun gözleri kayıp, cansız objelere takılıyordu. Ablasının ona doğru bir adım attığını gördü ve o da vücuduna hakim olarak bir adım atmayı başardı. Acaba onun içinde bu kadar zor muydu? Yani karşılaşmak. Yoksa Fiore'ye karşı bir şey hissetmiyor muydu? Bunu bilemezdi. Ama ona kesinlikle kızgın değildi. Zaten olamazdı. Fiore de olsa aynı şeyi yapardı. Kaslarının gerildiğini hissettiğinde konuşabileceğini pek sanmıyordu. Huzursuz bir biçimde kıvrandı ve ağzından hiç bekleyemeyeceği sözler çıktı. "Hogwarts'ta olmasaydın benimle görüşmeyecektin." Hayır! Bunu söylemek istememişti. Pekala, ona kızgın olmadığını sanıyordu fakat Diana'dan gizli Fiore ile görüşebilirdi. Ama o hiç aramamıştı ve Fiore'nin mektuplarına hiç cevap vermemişti. Kalbinde çok eskiden oluşan gizli bir yara harekete geçti ve göğsüne doğru akmaya başladı. Sanki içinde bir yumruk vardı ve dışarı çıkmak istiyordu. Ellerini yumruk yaparak iç savaşını vermeye başladı. Orada neler vardı? Huzursuzluk mu? Korku mu? Yoksa kızgınlık mı? Bilmiyordu fakat ablasını üzdüğünü hissedebiliyordu. Dışarıdan bakınca haklıydı. Ama Fiore ablasının yanında hep haksız olurdu. Stevie Rae her zaman mükemmeldi. Hoş ve bilgiliydi. Biraz çılgındı ve umursamazdı ama şu an o umarsamazlıktan bir şey görünmüyordu. Sorun ne mi? Fiore onun yanında hep korumasız kalırdı. Annesi onunla ilgilenmediği zaman ablası onunla ilgilenirdi. Ve o zamanlar yanlış bir şey yaptığında onu önemseyip ona kızan biri vardı. Kulağa kötü geliyor ama yanlış bir şeylerin önemsenmemesi, o bireye kalıcı zararlar verir. Ablası ona her zaman doğruyu gösterirdi. Peki onun yaptığı doğru muydu? Belki böyle olması gerekiyordu. Belki hiç görüşmemelilerdi. Fiore huzursuzca kıpırdandı ve ablasının, onun kırıcı sözlerine vereceği cevabı bekledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carolyn Virginia D'Angelo
Vampir
Vampir
avatar

Mesaj Sayısı : 61
Tarafı : Karanlığa yatkın
Kan Durumu : Melez
Rp yaşı : 20
Evcil Hayvan : -
Kayıt tarihi : 19/07/09


MesajKonu: Geri: Parıltılı bir gün   Çarş. Eyl. 23, 2009 5:18 pm

Kendisine bir adım daha atmasını iyi mi yorumlamalıydı, yoksa kötü mü? Kalbi iyi yorumlarken, kafası kötü yorumlamıştı. Evet, hâlâ tanıyordu Stevie Rae'yi. Ama... Beklediğinden fazlasıyla soğuktu bakışları. Ne kadar süredir görüşmüyorlardı kim bilir. Yarım yıl mı? Yoksa bir tam yıl mı? Ya da daha fazla... Ama mecburdu. Fiore de bunu biliyor olmalıydı. Sonuçta, evi terk etmeden önce Diana ile fazlasıyla gürültülü bir kavga yapmışlardı ve Fiore'nin kavgadaki her sözü duyduğuna adı gibi emindi Stevie Rae. Özellikle onunla görüşmemesi konusundaki tehtidi... Tanrım! Yoksa, Stevie Rae'nin bundan korktuğunu, o yüzden onunla buluşmadığını falan mı sanıyordu. Kahretsin, kahretsin, kahretsin! Fiore'nin ağzından çıkan sözcükler, Stevie Rae'nin kendisini suçlamasına ve bu kötü haline pek de yararı dokunmamıştı. Hatta, belki de ilk defa ağlamak üzere olduğunu hissediyordu. Gözlerini kırpıştırdı. Hayır, ağlayamazdı. Kardeşinin yanında daima güçlü olmuştu, bu görüntüsünü bozmayı da kesinlikle istemiyordu. Ama kalbi kırılmıştı. Kalbi... Olduğunu bile daha bir hafta kadar önce fark etmişti. Bunu ikinci kez fark etmek ne kadar garipti. Fakat şuan kendi kalbinden daha önemli bir şey vardı, Fiore'nin kalbi. Onunki de kırılmış gibi gözüküyordu. Hem de Stevie Rae yüzünden. Hayır, ağlamamalıyım, diye tekrar ediyordu sürekli içinden. Yutkundu ve kafasında cümleleri toparladı. Kardeşini kesinlikle geri kazanmalıydı. Zor olacaktı belli ki, gerçekten kızmıştı. Ama sonuçta Stevie Rae'nin geçerli bir sebebi vardı, öyle değil mi?


"Belki. Evet, belki de görüşmeyecektim." Kardeşine yalan söyleyemezdi. Büyük ihtimalle görüşmeyecekti, evet. Ama görüştüğü için, Fiore'nin bile tahmin edemeyeceği kadar mutluydu. Bunu tahmin edemiyorsa, bilmesi gerekirdi. Tabii burayı terk etmeden önce bilmeliydi. "Hiç düşünmedin mi Fiore? Niye sana ulaşmadım?" Bunu düşünmek daha da kırıyordu Stevie Rae'yi. Kardeşi onu tanımamış mıydı gerçekten? Hayır, böyle bir seçeneği düşünmemeliydi. Bir adım daha attı ona doğru. Aralarındaki mesafe iyice azalmıştı. İki, bilemedin üç metre vardı aralarında. Gözlerini onunkilere kilitledi. Fiore, yalan söyleyip söylemediğini anlayacaktı böylece. "Ben de, beni iyi tanıdığını sanardım. Senin iyiliğin için yaptım bunu. Ravenclaw'a gidiyorsun ve bunu anlayabilecek zekan yok mu?" Fazla mı ağır olmuştu? Belki... Ama az önceki laflarından sonra bunu gerçekten hak etmişti. Küçüklüğünden beri onunla aptal diye dalga geçerdi zaten. Hiçbiri gerçek anlamıyla değildi belki, bugüne kadar. "Seninle görüşsem, Diana ile kavga etmek zorunda kalabilirdin. Sana cezalar vermesine göz yumamazdım. Tanrım! Gün geçtikçe aptallaşıyor musun küçük kardeşim? Seni sevdiğim için uzak durdum senden!" Sesi gittikçe yükselmiş, son kelimede adeta bağırmıştı. Neyse ki yakın çevrelerinde hiç kimse yoktu. Yavaşça olduğu yere oturdu ve Fiore sağ tarafında kalacak şekilde döndü. Bu zayıf anını Fiore'ye göstermemek için mi, yoksa kırıldığı için mi ona bakmıyordu, kendisi de bilmiyordu. Ama bakamıyordu işte. Daha da kötüsü, içinden fazlasıyla ona sarılmak istiyordu. Gerçekten çok özlemişti onu. Ama yapamıyordu. Aptal kafası buna izin vermiyordu işte.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
F. Xaviér Graimouré
Admin | Müdür Yardımcısı | SYB Profesörü
Admin | Müdür Yardımcısı | SYB Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 447
Nerden : Yalova
Meslek : Müdür Yardımcısı | Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
Gerçek İsim : Umut.
Tarafı : Dark Side.
Kan Durumu : Kanıbozuk
Rp yaşı : 26
Asası : Çoban Püskülü
Özel Yetenek : Saçmalayabilitesi var.
Evcil Hayvan : HuB isimli bir köpek.
Kayıt tarihi : 07/07/09


MesajKonu: Geri: Parıltılı bir gün   Çarş. Eyl. 23, 2009 11:06 pm

RolePlay'inizi Böldüğüm İçin Üzgünüm. Fakat Okul Şu an Kapalı. Normal Okulla Birlikte Açılacaktır. Lütfen Dikkat Ediniz. Anasayfa Mesajında Aynen Şöyle Yazıyor.

* 1. Dönem Sona Ermiştir. Öğrenci Başvuruları İçin Seçmen Şapka'ya Gidiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Janice Audorphe L'Amour
Hogwarts Okul Müdürü | Boş Ders Profesörü
Hogwarts Okul Müdürü | Boş Ders Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 1585
Tarafı : Tarafsız
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 24 civarları
Özel Yetenek : Zihnefendar & Görücü
Evcil Hayvan : Yok
Kayıt tarihi : 06/08/09


MesajKonu: Geri: Parıltılı bir gün   Perş. Eyl. 24, 2009 6:03 pm

Ben Hogwarts'ı açmış bulunmaktayım. Dikkat ederseniz görebilirsiniz bunu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Parıltılı bir gün
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: