Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.



 
AnasayfaLatest imagesKayıt OlGiriş yap

 

 Başlangıç

Aşağa gitmek 
2 posters
YazarMesaj
Phyllis Monczewski
Muggle* Lütfen bir mesleğe ya da seçmen şapkaya başvuru yapın.
Phyllis Monczewski


Mesaj Sayısı : 66
Gerçek İsim : F*ck The World! :P
Patronus : Küçük siyah bir pisicik.
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 20
Evcil Hayvan : Eccy. Fakat evcil değil :P
Kayıt tarihi : 18/08/09
Başlangıç Huysuz10

Başlangıç Empty
MesajKonu: Başlangıç   Başlangıç Icon_minitimeSalı Ağus. 18, 2009 7:42 pm



Koskocaman evde tek başıma olmaktan nefret ettiğimi bildikleri halde beni yalnız bırakıp bir yerlere gittiler. Bunun adalet olduğunu düşünüyorlarsa yanılıyorlar çünkü yalnız kalmak yerine bir yerlere gidip eğlenmeyi tercih ederim. İkizimin benim hakkımda söyledikleri umurumda değil. Kendimi değiştirme ihtimalim olmadığına göre beni böyle kabul etmeliler. Dolabımın kapağını açarken büyü âleminin en zengin ailesinin bir bireyi olmanın güzel yanının bir kez daha fark ettim. İçine boş boş bakarken gideceğim yeri bulmuştum bile. Çekmecelerden birini açarak düz, baskısız beyaz askılı tişörtümü buldum. Yatağımın üzerine fırlatıp yeniden dolabıma döndüm. Askıları teker teker iterken istediğim türden bir şeyi bulamayacağımı düşünmeye başladım. Fakat öyle olmadı ve istediğimi uzun bir arayıştan sonra buldum. Hızlı bir şekilde giyinip saçlarımı yaptım. Tanrım! Bu hazırlanma faslından nefret ediyorum. Ayağıma giydiğim converse’lerin iplerini bağlarken asamı alıp almamakta kararsız kaldım. Sonuçta muggle’ların arasına karışacaktım. Ayağa kalkıp kendime son bir kez baktım ve asamı kapıp cisimlendim. Ayaklarımın pürüzsüz zemine değdiğini hissedince rahatladım. Görüntüler netleşmeye başladıkça içimdeki karışıklık hisside azalmaya başladı. Her şey normal haline gelince asamı cebime atıp ileride parlak yazılarla yazılmış yazıyı okuyup kulübün içine daldım. Muggle’lar her zamanki gibi içeriyi doldurmuş, deli gibi içiyorlardı. Kapının kapanış sesiyle herkesin bana doğru dönmesi bir olmuştu. Başımı kaldırıp pis bir gülüş attım ve koltukların olduğu kısma doğru yürümeye başladım. Boş bir yer bulmanın imkânsız olduğunu düşünürken bedava şeker bulmuş bir çocuk gibi gülerek kendimi boş duran koltuğa attım. Sehpanın üzerindeki muggle biralarından birini alıp kafama diktim. Biranın boğazımdan geçerken bıraktığı mayhoş tatla etrafa bakındım. “Hepsini bir kerede içmemelisin. “ Bira şişesini yeniden elime alarak sesin geldiği yöne doğru döndüm. Uzun boylu, esmer bir adam yanıma oturmuştu. Bu gece için hiçte fena bir çerez değildi. Biramdan bir yudum daha alıp yakışıklı adama doğru döndüm. “Belki de zevkine böyle varıyorumdur. “ Cüretkar bir kahkaha atıp suratına bakmaya başladım. Adamsa kısa bir süre duraksayıp suratıma doğru yaklaşmaya başladı. İstediğini çabuk alanlardan demek ki… Üzerlerinde hala votka tadı olan dudaklarını hissettiğimde gecenin uzun geçeceğine karar vermiştim bile. Islak öpücüğüne karşılık verip dudaklarımı onunkilerden ayırdım. “Baya çabuk davranıyorsun bakıyorum da. “ Yüzüme yerleştirdiğim ve bir maskeyi andıran gülümsememi kesip elinde tuttuğu votkadan bir yudum aldım. Biranın ardından votka baya ağır gelmişti. Başımın uyuştuğunu hissederken koltuğa biraz daha yayıldım. “Belki de işini çabuk halledenlerdenimdir. “ Verdiği cevapla güçlü bir kahkaha attım. Genç adam yanlış duvara toslamıştı. Elimdeki şişeyi sehpaya bırakarak dizlerimin üstünde koltukta ilerledim ve adamın üstüne çıktım. Dudaklarını yapışıp elindeki bardağı düşürmesine neden oldum. Şu an yaptığım ve neden olduğum hiçbir şey umurumda değildi. Başımı onunkinin tersi yönüne döndürürken dudaklarımda hissettiğim uyuşma hissi artıyordu. Adamın elleri kalçalarımdan aşağıya inmeye başladığında dudaklarımı onunkilerden ayırıp üstünden kalktım ve sahneye doğru ilerledim. O da peşimden geliyor, doyumsuzluk içerisinde bana bakıyordu. Çalan müziğe ayak uydurup dans etmeye başlarken yanıma gelmiş ve beni belimden yakalamıştı. Ellerini vücudumda gezindirirken deli gibi dans ediyordum. Yanımdan geçen garsonun tuttuğu tepsiden bir bardak votka alıp tek seferde içtim. Bir gece için çok fazla içki içmiştim. Dans ettiğim adamın yüzünü ellerimin içine alıp uzun ve ıslak bir öpücük bıraktım. Eğer burada biraz daha kalırsam ilerleyen saatlerde ne olacağı belliydi ve ben bunu bir muggle’la yapmazdım. Kulüpten koşar adımlarla çıkıp temiz havayla buluştum. İçime bol bol çekip arka sokağa doğru ilerledim. Adamın arkamdan geldiğine emindim. “Nereye gidiyorsun bebek? “ Gülümseyerek adama doğru döndüm. “Bu gece bu kadar yeter. “ Adamın umutsuz bakışlarına aldırmadan yürümeye devam ettim. Arkamdan gelmeyi kestiğinde asamı çıkarıp cisimlendim. Fakat yanlış yere cisimlenmiştim. Derin karanlığa bakıp nerede olduğumu anlamaya çalıştım fakat bulamadım. Bulunduğum yerde ayak seslerimden başka hiçbir şey duyulmuyordu. Sert bir şeye çarpınca durdum. Sanırım bu bir koltuktu. Hemen uzanıp gözlerimi kapadım. Uykuya dalmam zaman almamıştı.

Baş ağrısı… Şu an istemediğim tek şey. Daha uykudan uyanmadan hissettiğim bu acı beni bütün gün zorlayacağa benziyor. Gözlerimi kararsızlıkla açıp nerede olduğuma baktım. En azından bilindik bir yere cisimlenmiştim. Gece ne yaptığımı hayal meyal hatırlıyordum ama buraya geldiğimi hatırlamıyordum. Gözlerimi yeniden kapatıp uyumaya çalıştım ama olmadı. Bir kere uyanmıştım ve geri yatsam uyuyamazdım. Koltuktan kalkıp bara doğru ilerledim. Asam orada bir yerlerde olmalıydı. Kısa bir arayıştan sonra bulup kendime bir muggle kahvesi yaptım. Hiçbir büyü bu kahve kadar etkili olmuyordu. Üst üste duran masalardan birini indirdim ve sandalye çekip oturdum. Merlinin yüce sakalı adına! Bugün yapmam gereken birçok iş vardı fakat ben daha kafamı toplayamıyordum.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eulalia Monczewski
Muggle* Lütfen bir mesleğe ya da seçmen şapkaya başvuru yapın.
Eulalia Monczewski


Mesaj Sayısı : 45
Tarafı : KaranLık
Kan Durumu : SaFkan
Rp yaşı : 20
Evcil Hayvan : Bues. Oda malesef evcil değil. :P
Kayıt tarihi : 18/08/09
Başlangıç Huysuz10

Başlangıç Empty
MesajKonu: Geri: Başlangıç   Başlangıç Icon_minitimeÇarş. Ağus. 19, 2009 1:02 pm

Ellerimin acıdığının ve büyük bir yük taşıdığımın şimdi farkına varmıştım. Kucağımda düşmemesi için iki elimle sardığım büyük koliyi yere bıraktım. Ellerime baktığımda ufak çiziklerle atlattığım bu koliyi de taşımayı başardığımı düşündüm. Odama girdiğimde Phyllis’i göremeyince delirecek gibi olmuştum. Bu kadar umursamaz ikizim olduğu için sinirleniyordum. Kesin bir yerlere kafa dağıtmaya gitmişti. Onu bu saate bulacağımı hiç sanmıyordum. Odadan çıktım ve kapıyı o sinirle kapattım. Bir saniye sonra kolilerin üzerinde duran parşömenler kapıyı hızla çarpmamla esen havanın etkisiyle uçmuştu. Her şey ters gidiyordu ve çok yorgundum. Saatler yavaş yavaş ilerliyordu ve ikizim hala eve gelmemişti. Sanırım son bir koli kalmıştı. Onu da ertesi güne bırakmak istemiyordum ama öncelikle minik farem Thyra’yı bulmak zorundaydım. Neredeydi acaba hiç ortaya çıkmamıştı. Bir yerden çıkar düşüncesiyle koliyi açtım. Kolinin içinde bir şey geziyordu ve bu Thyra’ydı. Ah seni küçük yaramaz. Onun burada olacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Sanırım koli açıkken girmiş ve ben onu görmeden koliyi kapatmıştım. Kolinin içerisinde köşede büzülmüştü. Sanırım korkmuştu karanlıktan. Avucumun içine aldım ve elimi üzerinde gezdirdim. Bundan hoşlanıyordu. İşime geri dönmem gerekçesiyle Thyra’yı odama götürdüm ve yatağımın üzerine bıraktım o başının çaresine bakardı. Benim daha önemli işim vardı. Koliye eşyaları doldurmaya başlamıştım. En son cam kavanozu koymak için elime aldım. Kırılmaması için parşömene saracaktım ama kavanoz elimden kaydı ve yere düştü. Bütün terslikler bugüne denk gelmişti sanırım. İkizimin ortadan yok olması, eşyaların dağılması, kavanozun kırılması vs. Oturduğum yerden doğruldum ve cam parçalarını toplamaya başladım. Elimin kesilmemesi için çok dikkat ediyordum. Çünkü kan görmeye dayanamıyordum ve bayılma ihtimalimin olduğunu düşünmeden edememiştim. Son parçayı aldım ve camları kenara koydum. Koliye koyacağım can kavanozun kırılmasıyla başka koyacak bir şey kalmadığı için kapattım ve koliyi iki elimle sararak kucağıma aldım. Sanırım bu daha ağırdı ve taşımakta güçlük çekiyordum. Bana yardım edecek ikizimin şuan dışarıda gezip tozması beni çıldırtıyordu. Koli elimden kayıyordu ve her an düşebilirdi. Bunu engellemek için diğer koyduğum koliye en yakın yere bıraktım. Daha fazla taşıyamazdım. Neredeyse ellerimin acısından gözümden yaş gelecekti. Buda tamamdır diyerek odama girdim ve Thyra’nın hala yatağımda durması beni sevindirmişti. Bu yorgunlukla onu tekrar arayabileceğimi sanmıyordum. Elime aldım ve yatağıma uzandım. Phyllis’i beklerken uyuyakalmıştım. İşte bu gecenin en mükemmel olayıydı. Uyumak…

Güneşin yüzüme haince çarpmasıyla gördüğüm kabus yüzünden ter içinde yataktan fırladım. Başucumda duran sudan bir yudum aldım ve nefes alışverişimin düzenli hale gelebilmesi için derin derin nefes alıyordum. Soluklarım daha sakinleşmişti. Üzerimde duran çarşafı ittirdim ve terliklerimi giydim. Hala uykum vardı ve yürümekte güçlük çekiyordum. Ayağımdaki terlikleri yere sürterek odadan çıkacakken Phyllis’in en sevmediği şeyin ayakkabı yada terlikleri yere sürterek ilerlemek olduğu aklıma gelmişti. Tabi bundan sonra da Phyllis’in eve gelip gelmediği. Odasına baktığımda yatağında en ufak bir çarşaf kaymasının bile olmadığını gördüm. Şimdi iyice meraklanmıştım. Banyoya gittim ve yüzüme buz gibi suyu çarptım. Bunu iki defa tekrarladım. Kendime gelebilmem için gerekliydi. Havluyla ellerimi ve yüzümü kuruladım. Saat daha erkendi ama ancak işlerim biterdi. Dolabımın kapağını açtım ve giyecek bir şeyler aradım. Kıyafetlerim arasından günlük giyebileceğimi çektim ve bunun iş yaparken daha rahat olabilmem için avantajlı olduğunu düşündüm. Altıma kısa mat renkli şortumu giydim ve üzerime askılı bir tişört giydim. Dolabın kapağını kapattım ve masamın üzerinde duran çantamı aldım. İçine işime yarayacakları doldurdum. Kıyafetime uygun olan converse’lerimi de giydim ve aynaya baktım. Saçım çok dağınıktı ve nasıl şekillendireceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu. Arkadan dağınık bir şekilde tokayla topladım ve önümde duran perçemlerimi arkaya doğru tel tokayla tutturdum. Sanırım şimdi tamamen hazırdım ve biran önce dükkana gitmeliydim. Kolileri yüklendim, asamı aldım ve dükkana cisimlendim. Kucağımdakileri yere bıraktım ve arkama döndüğümde Phyllis’in masada oturduğunu ve muggle kahvesinden yudumladığını görmüştüm. Merlinin sakalı adına! Bütün gece burada sabahlamış olamazdı. Kolileri ayağımla ittirdim ve sandalyeyi çekerek karşısına oturdum. İmalı bir şekilde yüzüne bakarak dün gece ne yaptığını anlatmasını beklemeye koyulmuştum.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phyllis Monczewski
Muggle* Lütfen bir mesleğe ya da seçmen şapkaya başvuru yapın.
Phyllis Monczewski


Mesaj Sayısı : 66
Gerçek İsim : F*ck The World! :P
Patronus : Küçük siyah bir pisicik.
Tarafı : Karanlık
Kan Durumu : Safkan
Rp yaşı : 20
Evcil Hayvan : Eccy. Fakat evcil değil :P
Kayıt tarihi : 18/08/09
Başlangıç Huysuz10

Başlangıç Empty
MesajKonu: Geri: Başlangıç   Başlangıç Icon_minitimeC.tesi Ağus. 22, 2009 8:46 pm

Hogwarts'ın çarpık merdivenlerinden inerken düşündüğüm tek şey E'nin nerelerde olduğuydu. Aslında tek onu düşünmüyordum yani teorik olarak onu düşünmüyordum. Jaska zaten her zaman düşüncelerimdeydi. Merdivenleri ikişerli ikişerli inerken arkamdan o tapılası, insanın aklını başından alan sesi duydum. " Hey Phy! " Ona doğru dönmem herhalde saniyenin binde birinden az bir zamanda olmuştur. " Jaska... Selam. " Gözlerimi yeşil cübbesinde gezdirirken bir yandan da ona biraz daha yaklaşıyordum. " Selam. Biraz konuşalım mı? " Başımı sallayarak merdivenlere oturdum. Çekingen tavırlarla gözlerimi yere devirdim. Utandığımdan değildi bu hareketim. Sadece yanında aşırı heyecan yapmamdandı. Elinin yüzüme doğru yaklaştığını fark ettiğimde kalbimden gelen sesleri duyduğuna emindim. Sıcak parmaklarını çenemde hissettiğimde ise kalbim duracak gibi olmuştu. Suratımı kendisine doğru çevirip konuşmaya başladı. Nefesini hissedebiliyordum ve bu aklımı başımdan alıyordu. " Phy biraz daha büyüdüğünde çok güzel bir cadı haline geleceksin. Fakat şimdi birlikte olmamız imkânsız. " Suratına afallamış bir şekilde bakıyordum. Ne dediğini anlamamıştım. Neden olamazdık, aramızdaki fark neydi?
Gözlerimi hafif mahmurlu bir şekilde açtım. Tanrım! Yine o bilindik rüyalarımdan görmüştüm. Artık Hogwarts'ı düşünmek istemediğim halde hep rüyalarımda görüyorum. Özelliklede Jaska'yı... Hala zihnimin bir köşesinde olduğuna inanamıyorum. Beni öylece bırakıp giden bir insanı neden özlüyor, hala içimdeymiş gibi hissediyorum? Başımı koyduğum masandan kaldırıp kahveden bir yudum daha aldım. Yerde hareketlenmeye başlayan minik tozları görünce ikizimin geldiğini anladım. Gerçi bunu fark etmek zor değildi. Yani Hogwarts'ı bitirmiş herhangi bir cadı cisimlenmenin nasıl olduğunu bilebilir. Umursamaz bakışlarla mekâna gelişini izlemeye başladım. Kısa süre sonra yanıma gelip dün gece nerede olduğumu soracağına emindim. Uzun zaman geçmeden karşıma geçti ve o bilindik "neredeydin" bakışıyla bakmaya başladı. " Sen hiç sormadan cevap veriyim ikiz, dün gece biraz dağıttım dışarıda. Eve gelip sizi rahatsız edeceğime burada kalmayı tercih ettim." En masum bakışımla suratına bakmaya başladım. Beni anlayabileceğini düşünüyordum fakat her zaman büyük abla rolünü oynamayı seviyordu. Sadece birkaç dakika önce doğmakla büyük olunsaydı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Başlangıç
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Başlangıç

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: SD Geçmişi-
Buraya geçin: